Dünyanın cennetindeki unutulmuş halklara yada öyle olduğumuzu sananlara.
Olsun; hep beraber baştan, yeniden.
Şimdi kullandığımız sözlüğü yırtıp, atarak.
Yeni bir sözlük oluşturacağız önce, B harfine gelip Barış'ı tekrardan tanımlayacağız.
Biz. Birlikte ve Baştan yapacağız bunu.
Türkü, Kürdü, Laz'ıyla değil. Bir aile gibi onun sıcaklığıyla, yeniden bunu yapacağız. Bütün tecrübelerimizle ama sanki bir anda ilham gelmiş gibi.
Barışı, savaşı, emeği, terörü, ayrımı, ayrıyı, gayrıyı ve kötü olan her şeyi ortadan kaldırmayı.
Biz. Birlikte. Baştan.
İlke edineceğiz; ilkel çağdan, modern topluma kadar bütün tarihi okuyup, bilip ve yanlışların peşinden koşmadan daha ileriye gideceğiz.
Biz. Birlikte. Baştan.
Bu sözlüğün içinde sevgiyi, huzuru, mutluluğu ve refahı bolca kullanacağız hatta ilk yağmur damlaları toprağa düştükten sonra güzel bir koku yayılır ya etrafa ve insan bazı güzel şeyler hisseder işte biz onu da bir kelime ile tanımlayacağız ve tanımladığımız o kelime ülkemize, ailemize, bize, birlikte ve baştan olup o hissi hepimizde uyandıracak.
Ve ilk biz uyanacağız. Doğayla barışık, mutlu, huzurlu ve köklerimizi hissederek ve bu dünyaya umut olacağız. Biz. Birlikte. Baştan.
Mehmet ÇETİN
18 Nisan 2016 Pazartesi
17 Nisan 2016 Pazar
15 Nisan 2016 Cuma
Erkekler Ağlamaz
Herşey değişti, gelişti ve yenilendi yada modernize edildi.
Diller, dinler, insanlar, alışkanlıklar, aletler, düşünceler, fikirler ve
yargılar. Ama bu kalıp, bu yargı değişmedi. Erkekler ağlamaz.
Ağlamayı öyle bir unutmuşuz ki vallahi dokunsanız bin ah
işitirsiniz. Fikirlerimizi yazarken, kendimizi anlatırken, yaşantımızda,
sözlüğümüzde, cümlelerimizde hep ağlamaklı düşünceleri, sözleri, kalıpları çok
uzakta tutup korkarak dokunmamayı öğrenmişiz. Ne millet, ne dil, ne de sınırlar
farklılık göstersede o kalıbı hep bir ağızdan bozmamaya yemin etmişiz. İşte
bende ağlamadan yazmaya çalışacağım ki ahdımız bozulmasın.
Küçüklüğümüzden başlayalım; İlkin sünnet, mahalle maçları,
oyunları yenilgisi, eve geç kaldığında anne terliği, baba korkusu, okula ilk
başladığın zaman, istediğin şeyin alınmaması, KAYBETTİKLERİN…
Biraz büyüyelim şimdi; bakmayın küçüklük dediğime gerçi biz
hiç küçük olamayız erkek adam oluruz. Öyle derler. Bizde dedikleri gibi
davranırız işte. İlk mahalle, okul aşkından, arkadaşından ayrılık, güzel bir
dayak yemen, belki de ilk dayağın, çok fazla şey isteyip, hiçbir şey alamaman,
aile sıkıntılarını anlayıpta bir şey yapamaman, para denilen o değerli
yaratığın değerini anlaman ve ona sahip olamaman, KAYBETTİKLERİN…
Daha da mı küçük kaldın? Merak etme öyle bir şey hiç olmadın
ki. Denklemler değişti ve hayat pembeleşti ama yediğin yumruklarla, uçarak
değil yani. Artık arada bir lüksün olan o üzülmeli tavrını da yapmaya hakkın
yok. Alıştın biraz daha hatta daha fazla..
Ayrılıklara, kavgalara, ailenin ne kadar çok sorunu olduğuna
ve artık ailede bulunan ikinci, üçüncü derecede ki fertlerinin bile, o fantazi
şekillerde ulaşmaya çalıştığın kirli paraya, yoksulluğa, kalleşliklere belki de
platonik aşkına, saçma dış görünüşüne, seni anlamayan dünyaya, çevreye hatta
tüm zorluklara, KAYBETTİKLERİNE…
Ömür defterinden yeni bir sayfa çevirip biraz daha yazalım,
yazalım ki uzaklaşalım o duygusal, insani yönümüzden. Artık sınırları zorlayıp
ne işe yaradığından hatta yaramadığından bahsedelim. Üstelik bu sefer belki
şanslıysan kanından olan senden BÜYÜK ağlayamayana destek olarak; bu maddi ve
manevi. Giden arkadaşların, sana boş kişiler gibi gelecek, senden çaldıkları
zamana, hastalıklara, memleket meselelerine ki belki çoktan yanında bir şehit
düşmüştür ama seni bulmamıştır o kutlu ölüm, daha fazla kalleşliklere, küçükken
oynadığından fazla arkandan dönen oyunlara, terkedilişlere, ihtiyaç
duyduklarını kendin bulamamana öyle ki kendini anlamamana, anlamlandıramamana,
KAYBETTİKLERİNE…
Şimdi erkek olarak başka bir ağlayamayan dünyaya getirmeye
gelelim. Bütün bunlar yetmez gibi; kendin, ailen daha fazla sorumluluk altında
ezilmeye, ne kadar fazla dediysem onun da fazlası şeklinde kalleşliklerebu
sefer içine o meşhur yaratık para ve kör kurşun da karışır. BÜYÜK ağlayamayan yenik düşmüştür
belki de hiçbir şey hatırlayamıyordur ve onu kendi ellerinle banyoda yıkamaya,
temizlemeye ağlayamayanlar olarak orada da haline ağlamayarak. KÜÇÜK
ağlayamayan bir şey istediğinde alamamaya, sadece o olsa iyi herkes etinden bir
parça koparmak peşindeyken ayakta kalmaya ve öyle görünmeye, KAYBETTİKLERİNE…
Bunlarla yaşamaya, KÜÇÜK ağlayamayanı belki de senden önce
kaybettiğinde yada ellerinin arsından gittiğinde tutamamaya, her zaman ki gibi
hiç kimseye, hiçbir şeye yetememeye kendine bile ve bunlar olurken olanları
gözünle görmeye ve yine de ağlayamamaya, aklına gelenlerei gelmeyenlerei
yaşadıklarına ve yaşayacaklarına, tüm kötülüklere rağmen koca çınar dedirtmeye
ve senden sonrakilere o malum mirası bırakmaya; ERKEKLER AĞLAMAZ.
Mehmet ÇETİN
-Yazım hataları, anlam düşmeleri var. Affola. İlk taslaktır. Düzenleme yapılmamıştır.-
Kaydol:
Yorumlar (Atom)