15 Nisan 2016 Cuma

Erkekler Ağlamaz

Herşey değişti, gelişti ve yenilendi yada modernize edildi. Diller, dinler, insanlar, alışkanlıklar, aletler, düşünceler, fikirler ve yargılar. Ama bu kalıp, bu yargı değişmedi. Erkekler ağlamaz.
Ağlamayı öyle bir unutmuşuz ki vallahi dokunsanız bin ah işitirsiniz. Fikirlerimizi yazarken, kendimizi anlatırken, yaşantımızda, sözlüğümüzde, cümlelerimizde hep ağlamaklı düşünceleri, sözleri, kalıpları çok uzakta tutup korkarak dokunmamayı öğrenmişiz. Ne millet, ne dil, ne de sınırlar farklılık göstersede o kalıbı hep bir ağızdan bozmamaya yemin etmişiz. İşte bende ağlamadan yazmaya çalışacağım ki ahdımız bozulmasın.
Küçüklüğümüzden başlayalım; İlkin sünnet, mahalle maçları, oyunları yenilgisi, eve geç kaldığında anne terliği, baba korkusu, okula ilk başladığın zaman, istediğin şeyin alınmaması, KAYBETTİKLERİN…
Biraz büyüyelim şimdi; bakmayın küçüklük dediğime gerçi biz hiç küçük olamayız erkek adam oluruz. Öyle derler. Bizde dedikleri gibi davranırız işte. İlk mahalle, okul aşkından, arkadaşından ayrılık, güzel bir dayak yemen, belki de ilk dayağın, çok fazla şey isteyip, hiçbir şey alamaman, aile sıkıntılarını anlayıpta bir şey yapamaman, para denilen o değerli yaratığın değerini anlaman ve ona sahip olamaman, KAYBETTİKLERİN…
Daha da mı küçük kaldın? Merak etme öyle bir şey hiç olmadın ki. Denklemler değişti ve hayat pembeleşti ama yediğin yumruklarla, uçarak değil yani. Artık arada bir lüksün olan o üzülmeli tavrını da yapmaya hakkın yok. Alıştın biraz daha hatta daha fazla..
Ayrılıklara, kavgalara, ailenin ne kadar çok sorunu olduğuna ve artık ailede bulunan ikinci, üçüncü derecede ki fertlerinin bile, o fantazi şekillerde ulaşmaya çalıştığın kirli paraya, yoksulluğa, kalleşliklere belki de platonik aşkına, saçma dış görünüşüne, seni anlamayan dünyaya, çevreye hatta tüm zorluklara, KAYBETTİKLERİNE…
Ömür defterinden yeni bir sayfa çevirip biraz daha yazalım, yazalım ki uzaklaşalım o duygusal, insani yönümüzden. Artık sınırları zorlayıp ne işe yaradığından hatta yaramadığından bahsedelim. Üstelik bu sefer belki şanslıysan kanından olan senden BÜYÜK ağlayamayana destek olarak; bu maddi ve manevi. Giden arkadaşların, sana boş kişiler gibi gelecek, senden çaldıkları zamana, hastalıklara, memleket meselelerine ki belki çoktan yanında bir şehit düşmüştür ama seni bulmamıştır o kutlu ölüm, daha fazla kalleşliklere, küçükken oynadığından fazla arkandan dönen oyunlara, terkedilişlere, ihtiyaç duyduklarını kendin bulamamana öyle ki kendini anlamamana, anlamlandıramamana, KAYBETTİKLERİNE…
Şimdi erkek olarak başka bir ağlayamayan dünyaya getirmeye gelelim. Bütün bunlar yetmez gibi; kendin, ailen daha fazla sorumluluk altında ezilmeye, ne kadar fazla dediysem onun da fazlası şeklinde kalleşliklerebu sefer içine o meşhur yaratık para ve kör kurşun da  karışır. BÜYÜK ağlayamayan yenik düşmüştür belki de hiçbir şey hatırlayamıyordur ve onu kendi ellerinle banyoda yıkamaya, temizlemeye ağlayamayanlar olarak orada da haline ağlamayarak. KÜÇÜK ağlayamayan bir şey istediğinde alamamaya, sadece o olsa iyi herkes etinden bir parça koparmak peşindeyken ayakta kalmaya ve öyle görünmeye, KAYBETTİKLERİNE…

Bunlarla yaşamaya, KÜÇÜK ağlayamayanı belki de senden önce kaybettiğinde yada ellerinin arsından gittiğinde tutamamaya, her zaman ki gibi hiç kimseye, hiçbir şeye yetememeye kendine bile ve bunlar olurken olanları gözünle görmeye ve yine de ağlayamamaya, aklına gelenlerei gelmeyenlerei yaşadıklarına ve yaşayacaklarına, tüm kötülüklere rağmen koca çınar dedirtmeye ve senden sonrakilere o malum mirası bırakmaya; ERKEKLER AĞLAMAZ.

Mehmet ÇETİN

-Yazım hataları, anlam düşmeleri var. Affola. İlk taslaktır. Düzenleme yapılmamıştır.-

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder