20 Haziran 2016 Pazartesi

Sanatın Gücü

Orta Amerika'nın bir ülkesinde bir gün darbe olur ve tüm sanatçılar, yazarlar ve şairler, bilim adamları ve öğretmenlerin hepsi içeri atılır. Görüş yok. 2 hafta, 3 hafta, 6 ay, 1 yıl. Dünyada ki bütün hukuk örgütleri, demokratik örgütler araya giriyorlar ve aynı söylemi tekrar ediyorlar hepsi. "İnsanları içeri attınız, dört duvar arasına, bari hiç değilse bir seferlik bir görüş günü düzenleyin. Sevdikleriyle görüşsünler." Geri adım atıyor darbeciler ve "peki" diyorlar. Dönüyorlar bütün tutuklulara ve ailenizden sadece bir kişi gelebilir ve kim gelsin istiyorsanız sadece adını yazın diyerek görüş gününe izin veriyorlar. Bir şair, kızının adını yazıyor, kızı yedi yaşındaydı o dört duvar arasına konulduğunda aradan bir yıl geçti şimdi sekiz yaşındadır. Kızını görmek istiyor. Bir kapalı spor salonu, ortada masa, masanın bir yanında tutuklular, herkesin gözü kapıda ve sevdiklerini bekliyorlar. Evet, kızı geldi. Bir yıl geçmiş aradan, kız daha da güzelleşmiş. Büyümüş. Kızın elinde bir kağıt, tam babasına doğru gidecekken, kapıda ki görevli "dur! nedir o elindeki?" "siz babamı buraya koymadan önce ben okula hazırlanıyordum, babam bana defterler kitaplar ve boya kalemleri almıştı ve şimdi ben de ona bir resim çizdim." "ne resmi?" "KUŞ". Görevlinin önünde bir defter açıyor ve bakıyor. Hah! Kuş resmi içeri giremez, yasak. Alıyor kızın elindeki resmi yırtıyor ve "hadi şimdi git babanın yanına" Çocuk göz yaşları içerisinde oturuyor babasının karşısına babasına ağlayarak durumu izah etmeye çalışıyor. Yaptığı KUŞ resminden, görevlinin yırtmasına. Babası ne kadar da teselli etmeye çalışsa da nafile. O sırada görevli bağırıyor "görüş bitti, herkes dışarı" Sadece bir KUŞ resmi içeri giremez, yasak diye görüş, görüşülmeden bitiyor. Aradan bir yıl daha geçiyor, yine bir görüş günü. Herkes bir kişinin adını yazacak. Şair, yine kızının adını yazıyor. Yine aynı yer, aynı spor salonu, gözü kapıda ve kızı. Kızı daha da büyümüş. Elinde yine kağıt, görevli orada. "Dur! nedir elindeki?" "geçen yıl geldiğimde babama bir KUŞ resmi yapmıştım, yırttınız bu seferde ağaç resmi yaptım." Görevli önündeki deftere bakıyor. Ağaç yasak değil. Emin olmak için üstlerini arıyor, nasıl olur, ağaç yasak değil. "Tamam, ağaç resmi yasak değilmiş, gir içeri." Kız çocuğu koşarak gidiyor babasına, şair mutlu çünkü iki yıl sonra kızını karşısında gülerken görüyor. "Babacım bak sana resim getirdim." Şair alıyor resmi, bakıyor. "Ne güzel bir ağaç resmi, ne kadar güzel meyveleri var. Bunlar ne meyvesi?" Kız usulca sokuluyor ve babasına "Şşştt baba, ne meyvesi, onlar KUŞLAR. Ağacın dallarına gizledim, gözleriyle sana bakıyorlar." Tüm diktelere, yasaklara, otoriteye rağmen içeri girmesi yasak olan bir tek KUŞ yerine sanatın gücüyle KUŞ SÜRÜSÜ giriyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder